Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

8 Kasım 2015


VURUR YÜZE İFADESİ İYİ ÇEKTİK BE BİTANESİ..:)

Öncelikle tanıtma yazısından sonra gelen dönütlerin beni inanılmaz mutlu ettiğini belirtmek isterim.Tanımadığım insanlardan bile güzel sözler duymak şevkimi arttırdı ..Çok teşekkür ederek başlamak istedim:) Aslında anlatacağım ,değinmek istediğim o kadar çok şey var ki ve hepsi birbirinden bağımsız ..Nerden başlayayım bilemiyorum derken ilk olarak mesleğimden başlamak istedim..

Mustafa Kemal Üniversitesi, Eğitim Fakültesi ,Sınıf Öğretmenliği  Bölümünden mezun oldum .Eğitim fakültesinde okuyorsanız nerde okuduğunuzun ya da derecenizin  [Ama Mkü gerçekten çok kaliteli eğitim veren, inanılmaz disiplinli bir okuldu ve ilk beşinin içinde mezun olduğumu da belirtmek isterim ;)] pek bir önemi yok çünkü nihayetinde herkesin girmiş olduğu o saçmasapan bir Kpss gerçeği var ..Aaa durun pardon bir Kpss gerçeği mi dedim ? Yok canım o iş o kadar kolay mı yahu ? Tabiki değil ..Çünkü  bir değil tam üç sınav gerçeği var..Şöyle anlatayım size  üniversiteyi kazanırsın dört sene o vize bu final girer çıkarsın ,stajlardan da geçersin ,eğitim bilimleri adı verdiğimiz dört seneye yayılan  duymuşsunuzdur ‘formasyon dersleri’ denilir  işte onları da hakkıyla görür onlardan da geçersin hani seni sayısal veriler ile bir puanlandırırlar ve bu dört sene sonucunda bir diploman olur (ki bence bir insan yükseköğretim kurumundan mezun olup diploma alıyorsa bu benim için ; ‘bu bölüm ile ilgili yeterli sınamalardan geçti ve mesleğini yapabilir’  in sembolik bir kağıdıdır.) sonra durun henüz başındayız buraya kadar her şey normal zaten dimi zaten  asıl mantık dışılık bundan sonra başlıyor.Seni Kpss gerçeği bekler yolun sonunda.Ama o öyle böyle bir gerçek değildir canlar, inanılmaz çok konusu olan ,ucu açık ,çok kitap bitirenin değil şans faktörünün daha etkili olduğu bir gerçektir hemde.Tabi bunların yanında bir ikinci sınav vardır ki formasyon derslerinin sınavı (Bence bu sınav üniversitedeki eğitime de yüksek öğretim hocalarına da yapılmış bir ayıp (!) demek  şüphe duyuyorsun ki bu insanı teorik +uygulama ile geçtiği derslerini  bir daha ölçüyorsun) ee el mahkum hadi ona da tamam der  girersin sınava sonra ‘ yaa biz bir de seni alan sınavına girdirecez ‘ derlerrrr .Kardeş der anası derler yani bu sistemin sonu yok hatta bak daha ilginç bir şey daha söyleyeceğim size de biraz gülün :) Şimdi bu saydığım sınavların hepsinden geçersin yani atanacak puanı ve sıralamayı elde edersin sonra atanırsın bir sene aday öğretmensindir (ama derslere girersin hatta çoğu zaman sana birinci sınıf verirler hatta durun ya size daha trajikomik bir şey söyleyeyim ,eğer sınıf öğretmenliği bölümündeysen ; bir de müdür yetkili  olarak ülkenin bir ucunda ,bir köyde, tek öğretmenli yere atanma olasılığın da inanılmaz yüksektir. ) ama ama  ya biz seni mezun ettik, üç sınava da girdirdik, hatta atandın bize bir sene hizmet ettin, seni iki kere de performans değerlendirmesinden  geçirdik, sınıfına girdik, dersini dinledik ,puanını verdik ya eline emeğine koluna sağlık ama valla bak bu son deyip hadi bir de bir merkezi sınav daha yapacaz derler ..(!) Bu arada hani yukarda bahsettiğim bence ikinci kez sınava girdirmek yanlış dediğim o formasyon dersleri var ya hıh işte o dersler de yine bu sınava dahil yani neyse diyeceklerim bu kadar ben tekrar konuma döneyim :)..Normalde sınıf öğretmenliği aklımın ucunda dahi yoktu çünkü sayısal çıkışlıyım ilk sene istediğim bölüm gelmeyince şansımı tekrar denemek istedim ayrıca tüm mühendislikleri gelen her şeyi yazmayıp niye bölümüm dışında bir şeyi yazdım o da zaten ayrı bir çelişki.Bende sınavlara karşı panik atak hastalığı var maalesef (hatta özellikle  sırf bu hastalığı anlatan yazı bile yayınlayacağım )Bölüme ilk geldiğimde bu ne ya dedim ve itiraf etmeliyim ki nefret ettim .Babam zamanında bir söz söylemişti hala da aklımdadır çokta doğru bulurum:
 ‘Kızım insanın 50 yıllık çalışma hayatı için feda edeceği  bir yılın hiçbir önemi yoktur ,sen bu işi yıllarca yapacaksın istemediğin bir şey için bir yılını daha feda et, elli yılını değil.’’ Demişti. Ne kadar da haklı ve ne kadar da doğru bir söz.Tabi o dönemlerde olgun düşünemiyorsun ve bu sınav panik atak hastalığının verdiği iğrenç korku ile de cesaret edemiyorsun tekrar sil baştan çalışmaya .Yani en azından ben edemedim.Tek bildiğim fizik dersini sevmediğimdi ve bunun içinde hiçbir şekilde mühendislik yazmayacağım geçeğiydi.Ya aslında nedendir bilinmez bir asilikle her şeyi eledim .Asla dediğim bir eğitim geldi bir anda önüme ..Listemde sıralanıyordu ve en cazipleri İlköğretim Matematik Öğretmenliği  ve Sınıf Öğrt…Alanım gereği matematik yazmam gerekirdi dimi ? Evet bence de :) Ama yazdım mı ,hayır :) Ailem hep arkamdaydı hep destekçimdi ve hiçbir zaman bana hiçbir müdahalede bulunmadılar  . İlk yıl berbat geçti çünkü bölüm %90 sözel dersler ağırlıklıydı ..Ezberlemeye yönelik..Halbuki ben sayılara formüllere alışmıştım kendimi hep sorguladım ne işim var benim burada diyee..Bizimkiler (özellikle de canım annem) hep  tekrar gir sınava diye çok zorladılar ama inat ettim girmedim.İlk sene bir şekilde geldi geçti ama MKÜ Eğitimden mezun olanlar bilir inanılmaz kaliteli eğitim verir ve derslerden geçmekte çok zordur. (Ay özellikle de müzik dersinden geçmek ..Üniversite hayatım boyunca ilk ve tek büt sınavım müziktendi,ah kulakları çınlasın koridorda hocanın yolunu kesip  son çare olarak geçmek için burnumla flüt çalmıştım:) ) 2.3.ve 4.senelerim ise mükemmel ötesi geçti çünkü mükemmel bir üniversite yaşamım vardı ve mükemmel dostluklarım..hı yine kendimi hep sorguluyordum ama hep babamın dediğini sorguluyordum bir ömür bu meslek ile geçer mi Merve ? Bu hiç sana göre bir iş değil Merve ? Sen çocuk bile sevmezsin Merve ! Sabır eşiğin bile eksilerde Merve ! Bu iş olmaz Merve..Evet hep bunu dedim bu iş olmaz Merve ! Ama bunun ciddiyetini ilk olarak kendime  itiraf ettiğimde 3.sınıftaydım .Tekrar sınava giremezdim ve bir B planım yoktu ,oluşturmalıydım.Oluşturdum mu? Hayır :)
Hani bir hayaller bir de gerçekler vardır ya  hıh işte o gerçekler ile birdaha yüzleştim ..Benim için işkence gibi günlerdi o staj günleri..Nefret ederdim ve o zamanlarda yine dedim kızım sen bu işi nasıl yapacaksın yahu ? Ve bir baktım ki mezun olmuşum ve Kpss bana yüzünü göstermiş pis pis gülüyor  ..O hayatım boyunca nefret ettiğim tarih coğrafya edebiyat dersleri önüme konulmuş .O zamanlar gözünü sevdiğim fizik diye diye dert yanardım . Tarih neymiş Coğrafya neymiş ay bi de edebiyat mı diyip panik atak geçirdiğim günleri bilirim :) Valla ne yalan söylim Kpss ye bir YGS LYS gibi asla çalışmadım.Hatta son birkaç ayda konular öyle bir yığınla duruyordu ki ve can dostum Sıla ile günde belkide 1- 2 saatlik uyku ile son 2 ayda resmen konuları bitirmeye and içmiş gibi çalıştık .Hatta o son aylarda uyumayalım diye  yaptıklarımızı yaşadıklarımızı bir anlatsam siz insan mısınız ya dersiniz :) Bu arada yeri gelmişken değineyim Sıla benim üniversitedeki ev arkadaşımdı ama ona ev arkadaşı demek çok yetersiz ,o benim için her şey ,kardeşten öte bir şey ,tüm çılgınlıkları yaptğım dibine kadar güldüğüm eğlendiğim iyi günde kötü günde her anda her türlü menfaatten uzak herkesin sahip olamayacağı muhteşem bir dost..Neyse sınava girdik çıktık o an bitti dedim tam bir fiyaskoydu.Zaten ilk sınavdan sadece tarih ve coğrafya çalışan ben sınavda tarih adına bir soru bile göremeyince panik atak tuttu hemen hiç kaçırır mı? İlk sınavda optikte işaretlemem gereken bir yeri de işaretlemediğimin öğleden sonra yapılan ikinci sınavda ve sınav anında fark edince ikinci ve kendime güvenimin en yüksek olduğu eğitim sınavınıda ağlayarak geçiren ben için o gün atanmak hayal olmuştu..İşte o günün akşamını asla unutmam. Tamam kabul Kpss ye çok emek vermemiştim ama bizim bölüm kpss ile ölçülemezdi .Derkennn alan sınavı geldi çattı orda da yine önüme edebiyat gibi tüm sözel dersler çıktı ama bir şansım vardı o da tüm sayısal dersler de bu sınavda ölçüttü hem de bu sefer büyük ölçüt.Ama umudum gitmişti .Kötü hatta kendimce berbat geçen bir sınav ve ardından yine yetiştirmem gereken milyon konu ve bütün bunlar için  sadece 2 hafta süre..Ne mi yaptık ? O 2 hafta da uyumadık :)Ve beni o sayısal dersler aldı atadı :) Hı benim hiçbir işim bir anda olmaz zaten illa bir burnum sürtülür illa bir sürünürüm eylülde atanmadım da şubatta atandım :)Ama bence bu bile mucizeydi.Ama şunu da söylemek istiyorum ki bu süreçte tarih dersine bayıldım çünkü tarihe aşık olan ,kendini tarihe adamış ve bu bölümde okuyan bir diğer can dostum Sezin sayesinde ..O bana tarihi öyle bir sevdirdi bana öyle bir kodladı,bilinmeyen tüm gerçekleri de hikayeleştirerek sanki bir roman anlatırcasına öyle bir anlattıki tüm eğitim hayatımın tarih fobisini kırdı geçirdi.Resmen zevkle tarih çalıştım resmen tarih dersine aşık oldum ve aslında ne kadar da önemli insanın tarihi araştırması bilmesi ve kesinlikle de her türlü sıkıcılığa yönelten hatta nefret ettiren bir takım öğretmenlere inat bilinmesi okunması gerektiğini düşünüyorum .Sezin büyük ihtimal akademisyen olarak kalacak ama aslında onun gibileri tarih öğretmeni yapsak tarihi bilmeyen ve sevmeyen insanoğlu yeryüzünde kalmaz net.Ve bu süreçte yine coğrafyayı bana anlatan Sılam.Sıfır coğrafya bilgisiyle başlayıp nerdeyse fule yakın coğrafya ile kapatmıştım.Hatta dersanedeki coğrafyacıdan bile fazla bilgi biliyorduk desem yeridir :) Çünkü deli gibi ,kusana kadar coğrafya çalıştık :)Coğrafyanın da ne kadar önemli ve yaşamda ne kadar etken olduğunu bir kez daha fark etmiştim. Aslında kpss ilk aşama sınavı iyi ki var dediğim sınavlardan çünkü bu sınav sayesinde inanılmaz bir bilgi yüklemesi yaşadım desem yeridir:)Evet eylülde atanamadım ama şubat ataması yapılma ihtimali ve benim atanma ihtimalim vardı.Ve şuana kadar hayatımın hiçbir aşamasında  bu kadar uzun bir belirsizlik dönemi geçirmemiştim...Hadi atanamazsam ? Hadi atama olmazsa ? 5 ay bu belirsizlik içinde geçti ..Ve bu 5 ayda sırf kafam dağılsın diye ilk deneyimime başladım ..Ücretli öğretmenliğe başvuru yaptım..Hayatımda dönüm noktalarından biriydi, çünkü çok özel ,iyisi ile kötüsü ile inanılmaz şeyler yaşadım ve sonrasında gelen ilk atama dönemi… Atandıktan sonraki dönem ile ilgili bir yazı ayrıca yazmaktayım ama öncelikle şu belirsizlik ile geçen beş aydan kısaca bahsedeyim.İnsanın hayatındaki en kötü şeylerden biriymiş belirsizlik..Mutlaka her insan hayatının belirli kesimlerinde belirsizlikler yaşamıştır ama bu süreç benim hayatımda hiç bu kadar uzun olmamıştı .Atama olacak mıydı .olmayacak mıydı ? Ders çalışmalı mıydım ? Hadi sıralamanın içinde olamazsam ? Ve beraberinde gelen binlerce soru .Bu süreçte beni çeken insanlara da ayrıca minnet borçluyum:)Ama her seyi geçin şans eseri bir okulun müdüresi ücretli öğretmenliğe seçiyor yani beni talep ediyor bilgilerime bakıp sonra beni arıyor yarın gelip başlayabilirsin diye ama okul çooook uzakk.. Neyse babamla bir gidip konuşalım diyoruz hatta yol o kadar uzun geliyor ki nerdeyse geri dönüş yapmaya ramak kala babam yine de buraya kadar geldik bir bakalım olmazsa başlamazsın diye de konuşuyoruz, ama ben kapıdan girerken bile yok diyorum hayatta gelmem ben bu kadar yolu her gün git gel gün biter zaten ..Neyse bir bakıyoruz müdür yardımcısı babamın arkadaşı çıkmasın mı ! Neyse sohbet muhabbet derken ordan bizim oralarda oturup her gün gidiş geliş yapan bir iki öğretmen ile beni tanıştırıyor ve  tam o sırada hayatımın sonraki dönemlerinde bana idol olan ,gördüğüm en iyi idarecilerden müdüre hanım giriyor ve samimiyeti ,sıcaklığı ile asla gelmem dediğim yere bir yanda başlamış oluyorum ..ve ardında gelen o 5 ay..Kadro ,samimiyet ,muhabbet,her şey o kadar mükemmel ötesi ki..İdareciler o kadar kaliteli ki herkes işini öyle güzel yapıyor ki ..her günüm ayrı bir tecrübe ile geçiyor sadece ders anlamında da değil hayat anlamında..Ve o koşulsuz şartsız daha tanımadan ilk andan itibaren beni içlerine alan o özellikle üç mükemmel insan..Tam anlamıyla birer arkadaş ,dost,abla ,sırdaş her şey.. Bıkmadan usanmadan her sabah akşam çenemi çeken ,beni el üstünde tutan ,bana verdikleri değeri iliklerime kadar hissettiren ve haklarını asla hiçbir şekilde ödeyemeyeceğim özellikle o üç insan benim ilk dönem ki yaptığım en güzel işti.Allah iyiler ile karşılaştırsın diye hep dua ederiz ya bu tesadüfler ürünü olarak başladığım ve tatlı tesadüflerle devam eden ilk deneyimimde bu insanların karşıma çıkmış olması da benim şansım diyorum.Gerçekten burdan özellikle bu üç  yüreği güzel ,kalbi güzel,kendileri güzel ,hayatta gördüğüm en idol öğretmenler (Gerçekten idoller),en kaliteli insanlar ,Sevgili Kamuran Hocam ,Sevgili Nilay Hocam Ve Sevgili Pakize Hocam herbirinizi ayrı ayrı çok sevmekle beraber her şey için tekrardan çok teşekkür ediyorum ,gerçekten iyi ki varsınız …Tabiki bunun dışında orda o kadar çok saygıdeğer hocalarım vardı ki hepsiyle günler aktı gitti.. Ayrıca ilk göz ağrım ilk sınıfım ordaki tüm öğrencilerim ve velileriyle de hala konuşuruz ,hatta sürekli arar bana bir çok şey danışırlar demek ki bir şeyler katabilmişiz ve bu yaşadığım en büyük gururdur.Ay bi de bu arada ben bir de suçiçeği geçirdim :( ay evet evet hem de  bu yaşta ..Ama öyle ağır geçirdim ki suçiçeği üzerine master yapmış bulunmaktayım sırf suçiçeği ve hakkındaki her şey için ayrıntılarıyla ayrı bir yazı bile kesinlikle yazacağım..Veeee sonra gelen kontenjanların açıklanması ve atanıyor olmak.. 2015 benim yılım olacak demiştim ve gerçekten 2015 benim yılım oldu .Veee kuzenimin yanına atandım ..O da zaten beni bekliyordu :)  Her şey 2 hafta içinde oldu bitti ve  kendimi bir anda bilmediğim bir yere düşmüş olarak buldum.

Yani demem o ki hayatta her şey olması gerektiği gibi oluyor ve siz bazı şeylere müdahale edemiyorsunuz  ve unutmayın ki hayatta olan her şeyin ,yaşadığımız her şeyin mutlaka bir sebebi var ve benim buna sonsuz inancım var ..Hayatta öğretmen olmam diye başlayıp  ve okurken de çok sıkıcı benden olmaz dediğim bu iş, bu meslek şuanda bana zevk veriyor ,hayatta çocuk sevmeyen ben ve onların sümüklerine kadar temizlediğim zamanlardan bahsetmeyeceğim bile :) Umarım her şey sizin de gönlünüzce olur, yalnız tek isteğim; mutlu olmayı kalpten ,yürekten isteyin bunun için de içinizde hiçbir zaman kötülük ,fesatlık  ,zarar verici hırs ,bencillik olmasın yani bizim çocuklara öğretmeye çalıştığımız ,zamanımızda neslinin hızla tükendiği o ‘İyi İnsan’ modeline bir sahip olursak inanın bana hayat o kadar da zor ve sıkıcı olmaktan kurtulacak  .Hı ayrıca bir de her şey için şükretmeyi unutmayın lütfen..Bazen o kadar basit şeyler için kendimizi öyle bir hırpalıyor ve üzüyoruz ki aslında bizim ve sevdiklerimizin sağlığı yerindeyse ve onlar hala yaşamımızın içindelerse hala şanslısınız demektir ve bizim böyle basit şeylere üzülme lüksümüz yok..Buraya kadar okuyarak göstermiş olduğunuz sabır ve saygı için teşekkür ediyorum ..Huzurla ,sağlıkla ,sevdiklerinizle  bir de bol köpüklü kahvenizle kalın ..Hoşçakalın :)